Sosyal Medya Etkileşim Formülü: Doğru İçerik+Doğru Zaman

Bu yazımızda ise sosyal medyada paylaşımın saatleri konusuna değineceğiz. Sosyal medyada etkileşim ve erişimi yükseltmek için içeriklerin ne zaman paylaşılacağı büyük önem arz ediyor. Markalar dijital stratejisini ve sosyal medya planını hazırlarken doğru içeriğin doğru zamanda yayınlanması doğru kitleye ulaşmak için kritik önem taşıyor.

Aşağıdaki dostumuz kedinin patisi infografiğinden de göreceğiniz gibi her sosyal medya mecrası için doğru gönderi saati değişiyor.

Özetlemek gerekirse en iyi saatler:

  1. Twitter Hafta içi günleri öğleden sonra 1–3 arası
  2. Facebook Hafta içi günleri öğleden sonra 1–4 arası ve hafta sonu günleri öğleden sonra 2–5 arası
  3. Tumblr Hafta içi günleri akşam 7–10 arası ve cuma günleri öğleden sonra 4 -5 arası
  4. Instagram Pazartesi günü öğleden sonra 6–7 arası diğer hafta içi günleri akşam 5–6 arası
  5. Pinterest Hafta içi günleri öğleden sonra 2–4 arası hafta sonu günleri akşam 8–11 arası
  6. Google+ Hafta içi sabah 9–11 arası

Sizde sosyal medya stratejinizi işin uzmanlarıyla belirlemek istiyorsanız,iletişime geçin.

İnternetin Bilinmeyenleri: Linkler Neden Mavidir?

1969 Yılının Nisan ayında ilk defa internetin bugünkü halini alacak taslağının çalışmaları başlamıştı. O zamanlar henüz “internet” kavramı ortada yoktu ve internet “ARPAnet” olarak adlandırılan bambaşka bir proje olarak doğmuştu.

ARPAnet, Birleşmiş Milletler Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nda görev alan bilim adamlarının bilimsel araştırma kağıtlarını, dokümanlarını ve fikirlerini birbirine kolayca aktarabilmesi için planlanmıştı. Bugünkü internet dünyasının ilk ilkel modeli olan ARPAnet’in taslağı tam olarak aşağıdaki döküme benziyordu.

İnternetin internet olma adına ilk yolculuğu işte bu şekilde başlamıştı. İnternetsiz yaşamın nasıl olduğunu anılarımızdan hatırlasak da artık hiç birimiz internetsiz bir dünyayı hayal dahi edemiyoruz. ARPAnet’den sonra günler ayları ve aylar yılları kovaladı. Sonuç olarak internetin ilk kıvılcımı olan WWW (World Wide Web) doğdu. Onun da ilk ilkel görüntüsü tıpkı aşağıdaki görsel de olduğu gibiydi.

Peki, ne oldu da bugün bizi bir noktadan bir diğerine götüren linkler WWW’nin ilk modelinde olduğu gibi yeşil olmaktan vazgeçti ve mavi olarak karşımıza çıktı?

Linkler veya teknik adıyla Hyperlink’lerin mavi olması hakkında ileri sürülen birçok teori var. İlk internet tarayıcıları bu teorilerin en kuvvetlilerini oluşturuyor. Eğer ortayaş sınıfındaysanız veya bizim gibi teknolojiye takıntılıysanız Microsoft Windows ile kullanılan ilkel tarayıcılardan biri olan Mosaic’i mutlaka hatırlıyorsunuzdur.

Bu tarayıcıda ve Windows’un birçok bölümünde arkaplan griydi. Yazılar siyahtı ve açık renkler siyah-beyaz renk şemasında pek göze yatkın durmuyordu. Bu durumda linkler ya kırmızı, ya mavi ya da yeşil olabilirdi. Teorilere göre Mosaic’ Şimdi işin kızıştığı noktaya geliyoruz.

Kırmızı ve yeşil, gözümüzde aynı hücreler tarafından algılanıyor. Aynı zaman renk körlüğü sorunu olan hastaların büyük bir parçası kırmızı ve yeşile karşı renk körlüğü sorunu yaşıyor. Linklerin mavi olması renk körleri dahil herkesin link parçalarını kolayca görebilmesi anlamına geliyor.

Joe Clarke’ın 2002 yılında yayımlanan “Building Accessible Websites / Ulaşılabilir Web Siteleri Tasarlamak” isimli kitabında söylediği gibi;

“Kırmızı ve yeşil renkleri, görüş noksanlığına en yatkın renklerken neredeyse hiç kimse mavi renkleri görmekte sorun yaşamıyor. Herkes maviyi dosdoğru gördüğü gibi maviyi diğer renklerden de kolayca ayırt edebilir.”

Bu alıntı Mark Zuckerberg’in de kırmızı-yeşil renk körü olduğu için Facebook’da mavi renk şemasını tercih etmesiyle açıklanabilir. Peki, sizce ARPAnet ile internetin temeline ilk kazmayı vuran insanlar bir masa etrafında oturup, oraletlerini yudumlarken aynı şekilde düşünerek linklerin mavi olmasına karar vermiş olabilir mi? Hiç sanmıyoruz…

Tim Berners-Lee’nin WWW için düzenlenen bir konferansta verdiği yanıtlara göre, linklerin mavi olmasının belli bir nedeni yokmuş. Hatta kendisi eğer böyle bir seçim yapacak olsaydı yeşili seçeceğini söylüyor. Yeşil Tim Berners-Lee’ye göre renk körü olmayan insanlar tarafından daha kolay görülebiliyor ve insana huzur veriyor. Tim Berners-Lee de internetteki linklerin mavi olmasını ilk internet tarayıcılarının bu yolu seçmiş olmalarına bağlıyor.

Yalnız World Wide Web’in mucidi Tim Berners-Lee de dahil olmak üzere hiç kimse internet dünyasını çepeçevre saran linklerin neden mavi olduğunu veya mavi olmasına tam olarak kimin neden olduğunu bilmiyor.

Kaynak: 

Android Akıllı Cep Telefonu Email Kurulumu (Resimli Anlatım)

Günümüz akıllı telefonlarında çoğunlukla kullanılar Android işletim sistemi için email ayarları aşağıdadır. Samsung, Sony, HTC ve diğer android telefonlar için bu ayarları kullanabilirsiniz.

Bu yazıda belirtilen e-posta adresi, gelen/giden posta sunucu adresi ve port bilgileri örnektir.

[av_promobox button=’yes’ label=’İletişime Geçin’ link=’manually,http://elizyazilim.com/contents/iletisim’ link_target=’_blank’ color=’theme-color’ custom_bg=’#444444′ custom_font=’#ffffff’ size=’large’ icon_select=’no’ icon=’ue800′ font=’entypo-fontello’ box_color=” box_custom_font=’#ffffff’ box_custom_bg=’#444444′ box_custom_border=’#333333′ admin_preview_bg=”]

ÖNEMLİ:Buradaki bilgiler “bilgilendirme” amaçlıdır.

Telefon ve e-posta ile destek sadece müşterilerimiz içindir.
[/av_promobox]

1- Yerleşik Android E-posta uygulamasını çalıştırınız:

2- E-posta adresinizi ve şifrenizi giriniz:

• Manuel Kurulum butonuna tıklayınız.

 

3- POP3 hesap türünü seçiniz:

4-Kullanıcı Adı kısmına e-posta adresinizin tamamını yazınız:

Pop3 sunucu olarak e-posta yönetimi sayfanızdaki  Gelen ve Giden Sunucu Bilgisi kısmında belirtilen sunucu adresini yazınız.

Güvenlik Tipi seçeneğini Kapalı olarak seçiniz.

Bağlantı noktası kısmını 110 olarak belirtiniz.

İleri butonuna tıklayınız.

 

5-SMTP sunucusu kısmına Gelen/Giden Sunucu Bilgisi kısmında belirtilen sunucu adresini yazınız.

 

Güvenlik tipi kısmından Kapalı seçeneğini işaretleyiniz.

Bağlantı noktası olarak 587 değerini giriniz.

Oturum açma gerektirir” seçeneğini işaretleyiniz.

Kullanıcı adı kısmına tam e-posta adresinizi giriniz.

Şifre kısmına e-posta adresinizin parolasını giriniz.

 İleri butonuna tıklayınız.

 

5-E-posta kontrol sıklığınızı ve bildirim ayarlarınızı tercihinize göre belirleyiniz:

İleri butonuna tıklayınız:

 

6-Hesabınızın adını ve gönderilen e-postalarınızda görüntülenecek adınızı belirleyiniz:

Kaydet butonuna tıklayarak kurulum işlemini sonlandırınız.

 

7- E-posta kurulum işleminiz tamamlanacaktır

Outlook 2013 E-posta Hesabı Kurulumu (Resimli Anlatım )

Microsoft Outlook email ayarlarınızı yapmak için aşağıdaki yönergeleri takip edin.

Bu ayarlar Eliz Yazılım kurumsal sunucularımızdan email ve hosting hizmeti alan firmalar için geçerli olmakla birlikte diğer sunucuların %99’u için de geçerlidir.

[av_promobox button=’yes’ label=’İletişime Geçin’ link=’manually,http://elizyazilim.com/contents/iletisim’ link_target=’_blank’ color=’theme-color’ custom_bg=’#444444′ custom_font=’#ffffff’ size=’large’ icon_select=’no’ icon=’ue800′ font=’entypo-fontello’ box_color=” box_custom_font=’#ffffff’ box_custom_bg=’#444444′ box_custom_border=’#333333′ admin_preview_bg=”]

ÖNEMLİ:Buradaki bilgiler “bilgilendirme” amaçlıdır.

Telefon ve e-posta ile destek sadece müşterilerimiz içindir.
[/av_promobox]

 

1-Dosya başlığına tıklayın.

2- Hesap ayarları butonunu seçin

3- Yeni bir email kuruyorsanız “Yeni” butonunu,

daha önce kurulu bir email varsa,  ayarlarını düzeltmek istiyorsanız, mail adresini seçip “değiştir”i tıklayın.

4- “El ile kurulum…” seçeneğini seçip “ileri” tuşunu tıklayın.

5- “POP” veya “imap” seçeneğini seçip “ileri”yi tıklayın

6- Aşağıdaki pencereye kendi eposta bilgileriniz girmelisiniz.

Adınız: Adınızı ve Soyadınızı yazınız. (Bu alan e-postalarınızı gönderdiğinizde karşı taraftan görünecek isimdir. Örneğin: Adınız Soyadınız – Firmanız)

E-posta Adresi: Size ait e-posta adresinizi yazınız. (Örneğin: [email protected])

Hesap Türü: POP3 seçili olarak gelecektir. Bu alanı değiştirmeyiniz.

Gelen posta sunucusu: Bu alanı e-posta hizmet sağlayıcınızdan öğreniniz. “mail.alanadiniz.com” şeklinde olacaktır.

Giden posta sunucusu (SMTP): Bu alanı e-posta hizmet sağlayıcınızdan öğreniniz. “mail.alanadiniz.com” şeklinde olacaktır.

Kullanıcı adı: E-posta hizmet sağlayıcınız tarafından size verilen kullanıcı adı. (Örneğin: [email protected])

Parola: E-posta hizmet sağlayıcınız tarafından size verilen parola.

Bu bilgileri girdikten sonra “Diğer Ayarlar” butonuna tıklayınız.

 

 

7. Açılan pencerede “Giden Sunucusu” sekmesine girerek “Giden sunucum (SMTP) için kimlik doğrulaması gerekiyor” seçeneğini işaretleyiniz. Ardından Gelişmiş sekmesine geçin

8. Gelişmiş sekmesinde Giden sunucusu (SMTP) karşısına 587 yazınız ve tamam butonuna tıklayarak kaydediniz.

9. Karşınıza gelen sekmede ileri butonuna tıklayınız ve hesabınız kurulmuş olacaktır.

Hesap ayarlarınız sınandıktan sonra “Kapat” butonuna tıklayarak e-posta’nızı kullanmaya başlayabilirsiniz.

Kurumsal Web Tasarım

Kurumsal web siteleri, işletmenizin kimliği yansıtan, güncel teknolojileri kullanan ve profesyonel olarak tasarlanmış internet siteleridir. Günümüzde kurumsal internet sitelerinin bir çoğu, site yöneticisi tarafından güncellenebilir şekilde yapılmaktadır. Bu sitelerin arka planında içerik yönetim sistemi (IYS) veya Content Management System (CMS) olarak adlandırılan yazılımlar bulunmaktadır. Bu yazılımlarla çalışan internet sitelerine halk arasında güncelleme panelli internet siteleri de denilmektedir. Bu yazılımların ilk sahip olma maliyetleri olsa da ilerleyen zamanlarda güncelleme konusunda getirdiği kolaylık, hız ve maliyet avantajı sebebi ile tercih edilmektedir. Eliz Yazılım, kendi bünyesindeki yazılım mühendisleri tarafından geliştirdiği yazılımı ile müşterilerine, stabil, sorunsuz ve esnek bir IYS yazılımı sunmaktadır. Kurumsal web tasarım için güncelleme kolaylığı sağlar. Eliz Yazılım, profesyonel tasarım anlayışı ile, brief aşamasından test aşamasına dek, projenizi özenle ve titizlikle tamamlar. Kurumsal web tasarım projelerinde bir çok marka bize güvendi, sıra sizde…

Reklamcının Hayatta Kalma Rehberi: #Dijitalde Zamanın Efendisi Ol

Eskiden ağzımızdan düşmeyen “internete girmek” eylemi artık hayatın her anında mevcut durumumuz haline geldi. Kabul edelim artık sabah kalkar kalkmaz e-posta ve sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmeden yüzümüzü bile yıkamıyoruz. Gece yatmadan günün haber özetlerini almadan ya da komik videolara şöyle bir bakmadan gözlerimizi kapatmıyoruz.

Peki artık gerçekten en az nakit kadar değerli olduğu apaçık ortada olan kıymetli zamanımızın sadece 1 dakikasında internette neler oluyor?

2017 yılında İnternette 1 dakikada neler oluyor?

  • Facebook’a 900,000 kişi giriş yapıyor
  • WhatsApp’da 16 milyon mesaj gönderiliyor
  • YouTube’da 4.1 milyon video izlenmesi gerçekleşiyor
  • Telefonlara 342 bin uygulama indiriliyor
  • İnstagram’a 46.2 milyon fotoğraf yükleniyor
  • Twitter’da 452 bin tweet atılıyor
  • Tinder’da 990 bin kaydırma gerçekleşiyor
  • 156 milyon e-posta yollanıyor
  • Spotify’da 40 bin saat müzik dinleniliyor.
  • LinkedIn’de 120 adet hesap açılıyor
  • Facebook Messenger’da 15 bin Gif gönderiliyor
  • Snapchat’e 1.8 milyon snap yükleniyor
  • 751,552 $ değerinde alışveriş yapılıyor
  • Netflix’de 70 bin saat dizi ve film izleniyor
  • Google’da 3.5 milyon arama yapılıyor

Doğru içerik doğru satışın anahtarı

Gerçekten de İnternet basit etkileşimlerin, zahmetsizce nakite dönüşümü için kusursuz bir dünya gibi görünüyor. Ama tabii yaratıcı, özgün ve nitelikli içeriğin bu mecraların hepsinde dönüşüm şansı daha fazla. Google araçlarını, sosyal medya kanallarını ve e-posta pazarlamasını doğru, güncel ve etkin biçimde kullanan kişi ve kurumlar başarıya çok daha yakınlar.

Doğru içerik, doğru görsel ya peki doğru zamanda yayınlanmazsa?

IBM’in raporu Alışveriş Bir Yolculuktura göre dünyanın en büyük şirketleri pazarlama bütçelerinin %60’ını içerik geliştirmeye ayırmış. Bu içeriğin nerede ne zaman paylaşıldığını görmek için dünyanın nüfusunun ne paylaştığına bir göz atalım:

Bu paylaşım anları artık Google’ın terimlerine göre mikro anlar olarak anılıyor. Bu anlar üçe ayrılıyor ve doğru yerde ve doğru zamanda müşterinize ulaşabilmek için kritik önem taşıyor.

Zamanın efendisi olmak için yakalamanız gereken 3 mikro an var:

  • Hemen istiyorum anları: Akıllı telefonlar sayesinde tüketiciler isteklerine %60 daha hızlı ulaşıyor. Mobil reklamla potansiyel müşterinize hemen ulaşmanız mümkün. Sizde Arama ağında reklam vererek SEO’nuzu güçlendirip ilk sayfaya yerleşerek bu anları yakalayabilirsiniz.
  • Beklentim yüksek anları: Tüketiciler tam olarak doğru şeye ulaştıklarına işletmenizin konumu ve açıklamalarınız ile emin olurlar. İşletmenizi doğru konumlandırdığınıza emin olun. Bunların hepsi aynı zamanda reklam sıralamanızı da etkilemekte.
  • İhtiyaçlarıma sadığım anları: Müşterinin ihtiyaçlarını anlayıp tam yerinde ve zamanında cevap vermek çok önemli. E-ticaret siteleri için geçerli olan reklam türlerini kullanın. Arama ihtiyaçlarına yönelik reklam verin.

Sizde dijital zamanınızın efendisi olmak istiyorsanız bizimle iletişime geçin.